kayıp ormanda bir melek

15.08.2008 | 1:44 am | yazılar

Hayatın kayıp ormanlarında karanlık günler geçiyordu, güneşin doğmadığı.
Yalnızlığın dikenlerinin yanında ayakların altında uzanan çimenleri yeşertiyordu umudun ışığı.
Uzayıp giden yeşilliklerin sonunda, ormanın karanlığını aydınlatan yaralı bir melek.

Geldiği dünyaya aykırı burasının küçük oyunları.
Küçük ve korkak adamların cehalet içindeki vahim oyunları.
Küçük adamlardan büyük korkular öğrenmiş iyiliğin ve güzelliğin meleği.
Hayatın kayıp ormanlarına düşmüş, iyilikten ve güzellikten yoksun.
Girmeye ürkmüş.
Kendi ışığını göremez olmuş.
Umudun yeşerttiği çimenler, umutlarıyla birlikte kararmış.
Oysa O, umutlu yolları aydınlatan bir sokak lambası.
Deryanın içinde yaşayan balık misali, içinde yaşadığı ışığından bihaber sanki.

Uzaktan sanılıyor ki soğuk.
Maskesi buz gibi ve içindeki ateşi tutması için taş gibi de sert.
İçinde büyük bir ateş var.
Onu içten içe bitiriyor saklamaya çalıştığı bu alev topu.
İyiliğin ve güzelliğin meleği,
küçük ve korkak adamların içine girip bıraktıkları acı oyunların dışarıya çıkmaması için kapatmış kapılarını.

İyiliğin ve güzelliğin meleği,
bırak senin varlığına aykırı bu oyunlar çıkıp gitsinler kendi dünyalarına.
Bırak boğulsunlar kendi küçük ve korkak dünyalarında.

İyiliğin ve güzelliğin meleği,
aç kapılarını aydınlatsın dünyayı güzelliğin.
Umudun yeşerttiği yollarda çiçekler açsın iyiliğinle.
Kayıp ormanların çıkışını bulsun yollar doğruluğunla.

İyiliğin ve güzelliğin meleği,
aydınlığını sakınma bu dünyadan.
Güçlü ve onurlu adaların ışığı olacaksın.
Yolların sonundaki mutluluk olacaksın.
Ve aşk olacaksın.
İçindeki ateş dışını saracak.
Sonsuz ve korkusuz bir aşkın ateşi olacaksın.

Hayatın keyıp ormanlarında karanlık günler geçiyordu,
sen: güneş, doğacaksın.