karanlık oda

4.06.2008 | 1:42 am | yazılar

hissiyatımı dökecek karanlık bir odadayım,
içim dışım bir edebiyatının doruklarında,
ilikleri donduran bir esintiye karşı kaskatı kesilmiş suratım,
göz bebeklerim küçük ve gri,
kirpiklerim, kaşlarım, sarkıt misali..

misal vermeye, örneklemeye veyahut çoğullamaya gerek yok,
durum bundan ibaret,
ben seni seviyorum,
sen beni?

soru işaretleri beynimi kurcalayan,
kokun ruhumu tazeleyen,
benden uzak tuttuğun, yaşlanmama sebep olduğun..

ben seni seviyorum, sen bundan bihaber rollerinde,
ben seni seviyorum, sen zaman peşinde,
ben seni seviyor, seni hayal ediyorum: benim peşimde..

karanlık odamda bir ışık olmanı bekliyorum,
hayatımın karanlıkta olduğundan değil,
varlığının tüm ışıklardan parlak olduğundan..

üç ekim
ikibinyedi

özgürlük

4.06.2008 | 1:31 am | yazılar

kanla karışık yağmurlarla özgürlük yağıyor gökyüzünden,
kubilaylar, carolinalar akıyor üzerimizden
ve biz özgürlüğe kavuşuyoruz,
özgür oluyoruz her birimiz, birbirimizden ayrı,
özgür oluyoruz hep beraber, birbirimize düşman,
sırf özgür olduğumuz için kanla karışık bombalar yağıyor üzerimize,
ve biz nesillerdir yarım doğuyoruz,
özgür doğuyoruz yarım hayatlarımıza..

yirmibir ağustos
ikibinyedi